Antalya Web Tasarım,Lara Web Tasarım,Lara Web Yazılım,Yazılım Hizmetleri,Web Tasarımı , Web Programlama , Grafik Tasarımı , CSS Tasarımlar , İçerik Yönetim Sistemleri,Yönetim panel tasarımları ve Yazılımları .

Giriş Formu

Civil & Yalı köy tarihi Yazdır E-Posta
Yazar recep   

Bu çalışmadaki amacımız köyümüzün kültürünün tespit edilip yazıya geçirilmesi, böylece de kaybolup giden birçok “şifahi kültür” değerlerimiz gibi onların da yok olmasını önlemek. Araştırma sırasında mülakat metodu ile birlikte gözlem metodunu kullanılmıştır.  

BÖLGE TARİHİ İÇİNDE KÖYÜMÜZ:                                                        

M.Ö. 1500’lü yıllarda Saydaklar, M.Ö. 7.yy.da da İyon yalılar bu bölgede birçok ticaret kolonisi kurarlar.M.Ö. 750 yıllarında bölge Kimmerlerin istilasına uğrar. Daha sonra Asurlular ve Hititliler Görele dolaylarını ele geçirirler. M.Ö. 132’de Pontus’lular, M.S. 69’da Romalılar, 395’de Bizanslılar, 1204’de ise ll. Pontus’lular bölgeye yerleşirler.Selçuklular zamanında başlayan Türk akınları Anadolu Selçukları zamanında da devam eder. Çepni ve Türkmen boyları Görele çevresine yerleşmeye başlarlar. Bu akınlar Osmanlı İmparatorluğu zamanında da devam eder. Halkı Türklerden ve Hıristiyan Rumlardan oluşmaktadır. Halk; kıl keçisi, koyun, at, katır ve arı besleyerek; darı ve pirinç ekerek geçimini sağlamaktadır.Bölge hemen hemen her dönemde olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu zamanında da deniz korsanlarının saldırısına maruz kalır. Korsanlar sahildeki yerleşim birimlerine ani saldırılar düzenlemekte, halkı öldürüp, evleri yakıp yıkmakta ve zorla yiyecek, içecek temin etmektedir. Bu sebeple halk, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı ve sıtma hastalığına karşı yerleşim birimlerini yüksek bölgelere taşır.

B)  1. DÜNYA SAVAŞI SONRASI KÖYÜMÜZ.1. Dünya Savaşı yenilgisi sonrası Karadeniz Rusların payına düşer. Kısa bir süre sonra Ermeni ve Rum kuvvetleri Karadeniz’i işgale başlarlar. Ermeniler ve Rumlar Karadeniz Köylerini yakıp yıkarlar büyük işkencenceler yaparlar. Düşman Görele sınırına dayanır. Halk büyük bir korku içindedir. Kimileri kaçmayı kimileri ise kalıp savaşmayı düşünmektedir. Kaçanlar denizden ve karadan batıya doğru ilerler. Yolda birçoğu açlıktan, soğuktan ve hastalıktan ölür. Kalanlar ise düşman tarafından ya öldürülür ya da esir edilerek işkenceye maruz kalırlar. (Esir edilen halk Karaburun’da toplanarak kurşuna dizilir.)            Halkın imdadına Topal Osman Ağa ve Çetesi yetişir. Topal Osman Ağa Harşit Çayı üzerinde düşmanı bozguna uğratır. Ermeniler ve Rumlar boylarının ölçüsünü bir kez daha alırlar.            Köyümüzde Türk halkının yerleşmesi ise Fatih zamanında olmuştur. Anlatılana göre Fatih, Trabzon ve çevresini alınca bu bölgeye Türk boylarının yerleşmesini istemiştir. Bunun üzerine başta Çepniler olmak üzere birçok Türkmen boyu bu bölgeye akın etmiştir. Köyümüz halkının bu Türkmen boylarının devamı olduğu sanılmaktadır. Köyde yaptığımız araştırmalarda bu tezi doğrular niteliktedir.  

KÖYÜMÜZÜN GEÇİM KAYNAKLARI.           

 Halkımızın en büyük geçim kaynağı fındık üreticiliğidir. Ağustos ayında toplanan fındık Fiskobirliğe götürülerek kalitesi oranında bir fiyatla satılır.            Pazarcılık ve balıkçılık köyümüz halkının ikinci önemli geçim kaynağıdır. Elma, armut, mısır, lahana, incir ve balık gibi ürünler Görele ve Tirebolu pazarlarında satılır.            Bunun yanında köyümüzde geçimini kahvehane ve bakkal işleterek kazananlarda vardır.            Son yıllarda fındık üreticiliğinin yanı sıra kivi üreticiliği de köy halkının geçim kaynaklarını oluşturmaktadır, büyük bir kısmı şehirlere göçmüştür. Köyümüz 70 li yıllarda Almanya’ya da göç vermiştir. Köyümüzün büyük çoğunluğu çoğunluk 1944 – 1969 Kuşakları Deniz nakliyat, Şehir hatları ve kıyı emniyeti olmak üzere kamu çalışanıdır.                                      

BALIKÇILIK

Geçmiş yıllarda köyümüz için önemli bir geçim kaynağı olan balıkçılık, günümüzde ise sadece zevk için yapılan bir iş haline gelmiştir. Bunun en önemli sebebi ise şüphesiz denizdeki balığın azalmasıdır.Anlatılana göre bundan yirmi otuz sene kadar önce denizimizde onlarca tür balık tutulmaktaymış. Bu gün ise bu sayı sadece bir kaç balıkla sınırlıdır. Geçmiş yıllarda balık (Hamsi) o kadar bol çıkmaktaymış ki, köylüler gübre yerine fındık ağaçlarının dibine balık gömerlermiş. Sofralardan balık hiç bir zaman eksik olmazmış.Daha öncede dediğimiz gibi, günümüzde ise balıkçılık sadece zevk için yapılmaktadır. Deniz kenarındaki salaşta tahminen 8-10 civarında kayık vardır. Bu kayıklar farklı tarzları ve birbirinden güzel renkleriyle kıyılarımızı süslemektedir.Balık avlanma biçimleri Gırgır dediğimiz 18 mt den 40 metreye kadar olan balık olduğu zaman bir ağda yaklaşık bin bin beş yüz kasa balık tutabilen tekneler.5 mt ile 10 metre arası teknelerle moluzma dediğimiz avlanma türü, akşam gün batımıyla ağı deniz kenarına yakın denize paralel atarak ağın çeşidine göre, barbun, moğruşgil, karagöz, izmarit, kefal gibi balıklar, Uzatma dediğimiz boyu 500 kulaç derinlik 20 25 kulaç olan ağlarla denize güneyden kuzeye doğru serilerek avlanan iri istavrit, lüfer, palamut gibi balıklar tutulur. Günümüz de bu balık türlerine rastlamak çok zor. 

                                                           TOPRAK DURUMU.

            Köyümüzün arazisi dağınık bir yapıya sahip olup, tarıma elverişsizdir. Fındık yetiştiriciliği sahil kesiminden başlayıp, 7-8 Km. kadar olan arazi üzerinde hatta daha da yükseklerde de yapılmaktadır. Arazi fındık üretimi için elverişlidir. Toprak yapısı humuslu kara topraktır. Köyümüzde tropikal iklim meyveleri dışındaki tüm meyveler yetişmektedir.            Traktör ve diğer tarım ürünleri gerek fazla ihtiyaç duyulmaması gerekse engebeli arazi nedeniyle kullanılmaktadır. Toprak insan gücü ile işlenmektedir.  

NÜFUS        

İklim faktörü nüfusunda büyük değişikliklere neden olmaktadır. Kış aylarında 150 kişiyi aşmayan köy nüfusu, yaz aylarında ise şehirlerde bulunan insanların tatil veya iş amaçlı olarak köye gelmeleri sonucu 1000 kişinin üzerine çıkmaktadır. Nüfus kütükleri köyümüze kayıtlı bulunanların büyük bir kısmı İstanbul’da yaşamaktadır.            Köyümüz halkının tamamı Sünnî-Müslüman ve Türk’tür.  

EĞİTİM.         

Köyümüzde iki ilkokul bulunmaktadır. Eğitim taşımalı sistem olarak ilçelerde yapılmaktadır. Tirebolu ilçemizde meslek lisesi ve meslek yüksek okulu mevcuttur.2008 yılında İletişim Fakültesi temeli de atılmıştır. Bunun yanında köyümüz camilerinde yaz aylarında Kur’an-ı Kerim ve dînî bilgilerle ilgili eğitim verilmektedir.  

KÖYDE KULLANILAN BAZI ARAÇ VE GEREÇLER:

Yayuk(Yayık): Tahtadan yapılmış, uzun silindir biçiminde bir araçtır. Üzerinde bulunan delikten içine yoğurt boşaltılır. Yayuk tavana bir iple bağlanarak sallanır. Yağın yüzeyde toplanması için Pınardan alınmış soğuk su ilave edilir Köpüren ayranın üzerinde kısa bir süre sonra tereyağı oluşur.Guzine(Kuzine): Demirden yapılmış, sobaya benzer bir araçtır. Hem ısınmak için hem yemek ve ekmek yapmak içinde kullanılır. Artık günümüzde evin içinden ziyade dışarıda özel bölmelerde kullanılır.Külek: Yoğurt yapılan tahta kap.Tente: Dut dökmeye yarayan büyükçe bir bez.Girebi, orak, nacak, keser, balta vb.. aletler bahçedeki fazla dalları ve otları kesmek için kullanılır. Fındık toplama ve taşıma sırasında küçüğüne gıdık büyüğüne ise ölçek adı verilen sepetler kullanılır. Bunların dışında mel,(kazma) kürek, bel demiri, tırmık gibi aletlerde kullanılmaktadır.Tirmit (Mantar) KavurmasıHamsili EkmekMalzeme: Yarım Kilo Mısır Unu, Yarım Kilo Hamsi, 100 Gr. Pırasa, Yeşil Soğan   Mısır unu suyla karıştırılıp hamur halini alıncaya kadar yoğrulur. Hamurun içine pazı, pırasa, yeşil soğan, ve hamsiler ince olarak doğranır. Yağlı bir tepsiye konarak fırına verilir. Turşu KavurmasıMalzeme: Turşu, 1 Adet Soğan, Yağ. Fasulye turşusu ince dilimlenmiş soğan ile yağda kavrulur. Su ilave edilerek bir süre pişirilir.CırıttaMalzeme: Yarım Kilo Un, Yağ.Yarım kilo una su ilave edilip, muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Muhallebi kıvamındaki karışım yağlı bir tavaya dökülür. Önce altı daha sonra da üstü güzelce kızartılır.(İsteğe göre peynir veya şeker katılabilir.)TATLILAR Burma TatlısıMalzeme: Un, Tuz, Su, Sıvı Yağ, Tere Yağı, Ezilmiş Fındık. Un, tuz ve yağ güzelce yoğrularak hamur haline getirilir. Hamurdan parçalar koparılarak bu parçalar yufka haline gelinceye kadar oklava ile açılır. Açılan yufkanın üstüne tereyağı sürülür ve kavrulmuş ince öğütülmüş fındık konur. Daha sonra yufka tekrar sıkıca oklavaya sarılır. Yufkanın iki ucundan bastırılarak burulur. Ve oklavadan çıkarılır. Burmalar bir tepsiyi doldurana kadar bu işleme devam edilir. Ardından tepsi fırına verilir. Pişen burmaların şerbeti sıcak olarak dökülür.Yufka Tatlısı Malzeme: 4-5 Adet Kurumuş Yufka, Şeker, Yağ.Saçta pişirilmiş ve kurutulmuş yufkalar tepsiye güzelce dizilir. Yağ ile karıştırılan sıcak şerbet üzerine dökülür. Yufkalar kare halinde kesilerek servise sunulur.Un HelvasıMalzeme: Un, Şeker, Yağ. Kavrularak yapılır daha sonra şekerli suyla yoğrulur. 

HALK HEKİMLİĞİ

Arı sokması sonucu oluşan şişmelere incir sütü ve yoğurt sürülür.Vücudun herhangi bir yerinde çıkan siğillerin ucu kesilerek, kesilen yere barut konur ve yakılır. Cuhar hastalarına solucan suyu içirilir. Akrep ve yılan sokmasında, yaraya incir sütü ve yoğurt sürülür. Yanıklara yoğurt sürülür.Baş ağrımasına karşı, başa közde ısıtılarak taflan yaprağı yaprağı sarılır. Kesik şeklindeki yaralara bandık otunun suyu sıkılır, yaprağı sarılır. Kulak ağrısına karşı, ibrikte su kaynatılarak suyun buharı kulağa tutulur. Cilt hastalıklarında ısırgan otunun suyu kullanılır. Bağırsak hastalıklarında ısırgan otu çorbası yapılarak içilir. Mide yanması ve diğer mide hastalıkları için; defne, incir, dut, kekik, nane, ısırgan tohumu, kaynatılarak aç karna içilir.Erkeklikten kesilenler, gül ağacını ortadan keserek arasından geçerler. Ağız ve dilde çıkan yaralara yılancık adı verilir. Taze Kekik çiğnenir Tedavisi zamana bırakılır. 

 HALK İNANIŞLARI

 Kış kabağı martın dokuzunda ekilir.Yeni ayda tohum kazılmaz Kış kabağının çok olması kışın uzun geçeceğini gösterir. Dereye taş atılırsa yağmur yağar. Bebeklerin tükürmesi yağmur yağacağına işarettir. Hela çukurunun kokması yağmur yağacağına işarettir. Ay yeni iken toplanan elmalar çürür. Kış kabağı sapı ateşte yakılırsa çok kara olur. Kuluçkaya yatan tavuğun altına tek yumurta konur.Ocak başında yalanan kedi ateşe bakarsa hava güneşli, tavana bakarsa hava yağmurlu olacaktır. Karıncaların çok görünmesi yağmur yağacağına işarettir.Burun kaşınması yağmur yağacağına işarettir. Göz seğirmesi yağmurun yağacağına işarettir. Solucanların denize doğru sürünmesi yağmur yağacağına işarettir. Kapı altında ve eşikte oturmak uğursuzluk sayılır. Eşikte oturan iftiraya uğrar. Eve yeni gelen gelin kapıdan değil pencereden girer. Hıdrellez günü eve erkek sokulmaz. Hıdrellez günü evin içine su serpilir. Hıdrellez günü evde iş yapılmaz. Evin çevresinde köpek uluması ve baykuş ötmesi uğursuzluktur. Yemek yenirken kaşık elden düşerse aç birinin olduğuna inanılır.

 Horoz gibi öten tavuk kesilir. Erken öten horoz kesilir. İneğin sütü komşulardan gizli sağılır, sağılan süt eve saklanarak getirilir.

 Yemeğin sonunda gelenlerin kaynanası tarafından sevilmediğine inanılır. Karga başını sallayarak öterse o evden bir ölü çıkar. Kapıda tavuk öterse o evde biri hastalanır. Soğan, sarımsak kabuğu ateşe atılmaz. Elbise bir kişinin üzerinde dikiliyorsa ağza bir ip parçası alınır. Başa gelen bir kazanın tekrarlanmaması için kaza yerinde yumurta kırılır. Çıkan diş çatıya atılır. Gece öten guvalak(baykuş)Bulgurugurut diye öterse doğacak çocuk kız, divit diye öterse erkek olur.Rüyada görülen ölüden bir şey almak uğursuzluktur. Göz seğirmesi hayırlıdır. Kış kabağı çok olanın evinden ölü çıkar. Gece aynaya bakılmaz. İki kişinin arasından geçilmez. Gök kuşağının altından geçenler cinsiyet değiştirir. İşerken cin çarpmaması için “Tu Bismillah” denir.Yemeği tuzlu yapan kadının kocasını çok sevdiğine inanılır. Tek rakamlar uğurludur.Torununun torununu gören cennete girer. Kızların çıktığı şeftali ağaçları kurur. Salı günü iş yapmak uğursuzluktur. Hıçkırmak biri tarafından anılmaya işarettir. Hıçkırığın geçmesi için isimler sayılır, doğru isim bulunduğunda hıçkırığın kesileceğine inanılır.Ayna kırılması uğursuzluktur. İşe sağdan başlanır. Salı günü düğün yapılmaz.  Kösenin yolundan gidilmez. Yolda tavşana rastlamak uğursuzluktur. Korkan kimseye su içirilir, ayağına basılır. Oğlu ölen acı bir bitki ekmez. Cinler ezan sesinden ve zemzem suyundan kaçarlar. Gök gürlediğinde şeytan insana sığınır. İnsan bu durumdan kurtulmak için “Bismillah” demelidir. Geceleyin ıslık çalmak şeytan çağırmaktır. Geceleyin tırnak kesmek uğursuzluktur. Köpeğe tüküren kişide çıban çıkar. Kabağa parmak uzatılırsa çürür.Kara renkli tüm hayvanlar uğursuzdur. Sevilmeyenlerin arkasından taş atılır. İki kişi birlikte su içmez, içerse biri irin biri kan içer. Cinlerin kurbağa şekline girdiğine inanılır. Cam kırılması uğurludur, kazaları önler. Tavuk, horoz gibi öterse uğursuzluktur, hemen kesilir. Çeşme çevresine işenmez. Ağaçtan aşağıya işenirse o ağaç kurur. Çay bardağındaki uzun çay çöpleri misafir geleceğine işarettir. Tavandan aşağıya sarkan örümcek, misafir geleceğine işarettir. El içinin kaşındığında para geleceğine veya gideceğine inanılır. Alnındaki saçları dik olanlar aksidir.Düztabanlar uğursuz sayılır. Elden ele sabun verilmez. Elden ele bıçak, makas verilmez. Sağ kulağın çınlaması iyi, sol kulağın çınlaması kötü habere işarettir. Ezan okunurken köpek uluması uğursuzluktur.Geceleyin sakız çiğnenmez.  

NAZAR İNANIŞLARI:

Evden dışarı çıkarılan bebeğin yüzüne nazardan korunmak amacıyla kömür karası sürülür. Mavi ve yeşil gözlülerin nazarcı olduğuna inanılır. Nazar boncuğunun nazarlı bakışlara kalkan olduğuna inanılır. Nazar yaptığına inanılan kişinin oturduğu yerden ot, ip, vb... şeyler koparılarak bunlardan tütsü yapılır. Tütsü nazara uğrayan kişiye koklatılır.Hayvanların güzelliğini gören birinden, maşallah demesi beklenir. Memesi nazar olan ineğin iyileşmesi için bir çocuk ineğin ayağına işetilir.   HALK TAKVİMİ Mart -------------------------MartAbul (Abrul)----------------NisanMayıs------------------------MayısKiraz-------------------------HaziranOrak--------------------------TemmuzAğustos------------------Ağustos          
İstavrit ( Hacı)----------Eylül
Darı----------------------EkimÜzüm--------------------KasımKarakış------------------AralıkZemheri (Kalenderi)---OcakGücük--------------------Şubat

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.